A - I n f o s

a multi-lingual news service by, for, and about anarchists **
News in all languages
Last 30 posts (Homepage) Last two weeks' posts Our archives of old posts

The last 100 posts, according to language
Greek_ 中文 Chinese_ Castellano_ Catalan_ Deutsch_ Nederlands_ English_ Francais_ Italiano_ Polski_ Português_ Russkyi_ Suomi_ Svenska_ Türkurkish_ The.Supplement

The First Few Lines of The Last 10 posts in:
Castellano_ Deutsch_ Nederlands_ English_ Français_ Italiano_ Polski_ Português_ Russkyi_ Suomi_ Svenska_ Türkçe_
First few lines of all posts of last 24 hours

Links to indexes of first few lines of all posts of past 30 days | of 2002 | of 2003 | of 2004 | of 2005 | of 2006 | of 2007 | of 2008 | of 2009 | of 2010 | of 2011 | of 2012 | of 2013 | of 2014 | of 2015 | of 2016 | of 2017 | of 2018 | of 2019 | of 2020 | of 2021 | of 2022 | of 2023 | of 2024 | of 2025

Syndication Of A-Infos - including RDF - How to Syndicate A-Infos
Subscribe to the a-infos newsgroups

(tr) Italy, Sicilia Libertaria #462 - USAI 2 – Özel “Paritetik” Okulların Cenneti (ca, de, en, it, pt) [makine çevirisi]

Date Sat, 1 Nov 2025 08:55:54 +0200


Çocuklar için hangi perspektifler? ---- Özel paritetik okullara kaydolan gençler ilk anda bir rahatlama hissi yaşar: çok daha gevşek bir ortam, hafifletilmiş hatta neredeyse yok denecek kadar az ders yükü, kesinlikle sınıf geçecekleri algısı… Bu rahatlama duygusu açıktır. Ancak, bir kez bu “korunaklı” ortamdan çıktıklarında — temel hedefin her ne pahasına olursa olsun (özellikle de yüksek öğrenim ücretleri karşılığında) öğrencileri mezun etmek olduğu bu yerden — nasıl bir etkiyle karşılaşacaklar? Evet, kanunen geçerli bir diploma alacaklar ama bugün çokça sömürülen bir kavram olan “yeterliliklerden” hangilerini gerçekten kazanmış olacaklar?

Zamanla pek çok öğrenci gerçeği fark eder: Ellerindeki kağıt parçası vardır ama içi boşaltılmıştır; asıl anlamı olan öğrenme ve gelişim sürecinden yoksundur. Sonunda, tüm kusurlarına rağmen devlet okullarının aslında o kadar da kötü olmadığını anlarlar.

Bu öğrenciler, böyle bir arka planla nasıl oluyor da devlet okullarındakiyle aynı lise bitirme sınavını geçebiliyorlar? Bunu anlamak için önce herkesin — öğrenciler, öğretmenler ve okul sahiplerinin — farkında olduğu bir gerçeğe bakmak gerekir: Sınav sırasında Milli Eğitim Bakanlığı’ndan bir müfettiş gelirse iş karışır. Ancak gerçekte bu tür denetimler hâlâ çok nadir ya da yok denecek kadar azdır; hükümetin iddialı önlemlerine rağmen. Dolayısıyla tüm çabalar süreci “sorunsuz” tamamlamaya yöneliktir. Komisyon başkanı ve dışarıdan atanan üyeler, çoğu zaman iç komiserlerle iş birliği yaparak öğrencileri mümkün olduğunca destekler; değerlendirmelerde büyük “cömertlik” gösterilir. Peki neden? Asıl soru şudur: Öğrenciler bu noktaya kadar hiçbir engel olmadan getirilmişken, tam bitiş çizgisinde neden başarısız bırakmak istesinler? Sonuç olarak, buna karşı çıkan neredeyse hiç olmaz.

Öğretmenler için hangi perspektifler?

Tüm bu kaosun içinde okulun temel aktörlerinden biri olan özel okul öğretmenleri üzerine pek durulmaz.

Öncelikle, bu öğretmenler devlet okullarında kullanılan resmi atama listeleriyle işe alınmaz. Bu durum bile “paritetik” kavramının devlet sistemiyle gerçekten ne kadar eşdeğer olduğunu sorgulatır. Bunun yerine, okulu işleten şirketin sahibi — ya da insan kaynaklarından sorumlu kişi — özgeçmişleri inceleyip mülakatlar yapar ve tamamen keyfi kriterlere göre işe alım yapar. Yani kamuya açık bir liste yoktur; özel okul yalnızca öğretmenin temel şartları karşıladığını kontrol eder.

Aynı şekilde sözleşme düzeni de “paritetik” olmaktan uzaktır: En iyi ihtimalle 30 Haziran’a kadar süren, koordine ve sürekli iş birliği şeklinde bir sözleşme yapılır; ödeme “günlük/oturum başına”dır, izin veya hastalık hakkı yoktur ve saatlik net ücret ortalama 10 avrodur. Covid döneminde birçok öğretmenin evde kaldığı halde tek kuruş alamadığı vakalar yaşanmıştır. En kötü senaryoda ise “ödeme”, sadece il düzeyindeki öğretmen atama puanına katkıdan ibarettir. İtalya zaten devlet okullarındaki maaşlar açısından Avrupa’nın en gerisindeyken, burada durum çok daha vahimdir. Liselerde maksimum haftalık ders saati 18’dir ve bu, en iyi ihtimalle 800 avroluk bir aylık maaş demektir. Çoğu zaman buna bile ulaşılamaz çünkü birçok özel okulda sınıf sayısı düşüktür, özellikle haftada az saat verilen branş derslerinde.

Bu şartlar altında “paritetik” denilmesinin ne anlamı var, sorgulamamak elde değil. Okul sahipleri aslında sundukları hizmetin kalitesiz olduğunu dolaylı biçimde ilan etmiş olur. Aksi takdirde bu kadar uçurumlu bir maaş ve hak farkı açıklanamaz.

Peki gerçek öğretim faaliyeti? İtalya’daki okul sistemindeki yaygın güvencesizlik ortamında özel bir okulda iş bulmak, genç öğretmenler için puan toplamak ve deneyim kazanmak adına az sayıdaki yoldan biridir. Okul sahipleri bunu bilir ve avantaja çevirir. Görünüşte olumlu bir fırsat, böylece gerçek bir iş gücü şantajına dönüşür: İşveren, öğretmenin kamu sisteminde yükselme umudunu kullanarak düşük maaş ve kötü koşulları kabul ettirir.

Böyle bir iş görüşmesinde “Bu okulda düşük notları sevmiyoruz” dendiğinde mesaj çok nettir.

Bu okullarla devlet okulları arasında gerçekten “paritetik” bir şey varsa, o da öğretmenlere yüklenen sorumluluklardır. Hatta özel okullar bu açıdan daha da talepkâr olabilir: Öğretmen, yalnızca eğitim görevini değil, aynı zamanda okulun bir şirket olarak imajını da korumak zorundadır. İşte en büyük bozulma burada başlar: Öğrenciler (ya da daha doğru söylemek gerekirse veliler) “müşteri”dir ve tatmin edilmeleri gerekir ki okul kâr etsin. Özel okul öğretmeni özgür değildir; motivasyonu ve yenilikçi yaklaşımı ne olursa olsun, ticari stratejiler, müşteri memnuniyeti ve — özellikle tekrar vurgulamak gerekir — “çocuğunuz ilerleyecek çünkü siz ödeme yapıyorsunuz” mesajı belirleyici olur. Bu koşullar altında neden direnilsin ki? Böylece tüm öğrenciler geçirilir; notlar kasıtlı olarak şişirilir, sınıf geçişleri, sınavlara kabul ve diploma garanti edilir. Bu durum, değerlendirme sisteminin yeniden düşünülmesi gerektiğini bir kez daha ortaya koyuyor: “Not hegemonyası”nı kırıp öğrencinin gerçek öğrenme sürecini merkeze koymak gerekir.

Sıkça görüldüğü gibi yönetilemez sınıflar ortaya çıktığında, sorumluluğun çocuklarda değil, işleyen bir eğitim sistemi kuramayan ve eşit yasalar yapamayan yöneticilerde olduğu unutulmamalıdır. “Paritetik” mi? Buna inanmak zor.

https://www.sicilialibertaria.it/
________________________________________
A - I n f o s Anartistlerce Hazirlanan, anartistlere yonelik,
anartistlerle ilgili cok-dilli haber servisi
Send news reports to A-infos-tr mailing list
A-infos-tr@ainfos.ca
Subscribe/Unsubscribe https://ainfos.ca/mailman/listinfo/a-infos-tr
Archive http://ainfos.ca/tr
A-Infos Information Center