A - I n f o s
a multi-lingual news service by, for, and about anarchists
**
News in all languages
Last 30 posts (Homepage)
Last two
weeks' posts
The last 100 posts, according
to language
Castellano_
Català_
Deutsch_
English_
Français_
Italiano_
Polski_
Português_
Russkyi_
Suomi_
Svenska_
Türkçe_
All_other_languages
_The.Supplement
{Info on A-Infos}
(tr) Anarko-Sendikalizm
From
zamane divane <anarsistbakis@yahoo.co.uk>
Date
Fri, 31 Jan 2003 08:34:03 -0500 (EST)
________________________________________________
A - I N F O S H A B E R S E R V İ S İ
http://www.ainfos.ca/
http://ainfos.ca/index24.html
________________________________________________
ANARKO-SENDİKALİZM
Tom Wetzel - 21 Ekim 2002
Bir miktar anarkosendikalizmin kuramsal önermeleri hakkında konuşacağım,
ve her iki siyasi bakış da kendisini sınıf mücadelesi üstünde
temellendirdiğini iddia ettiği için Marksizm ile bazı karşılaştırmalar
yapacağım.
Aslında tam anlamıyla karşılaştırılabilir değiller bunlar, çünkü Marksizm
bütüncül bir dünya görüşü ortaya koyarken, ben anarkosendikalizmin ise
en iyi olarak sadece bir devrimci strateji veya bir stratejik yönelim
olarak anlaşılabileceğini öne süreceğim.
Anarkosendikalizmin temel fikri, katılımcılarının kendileri tarafından
yönetilen kitlesel örgütlenmeler --özellikle de üretim noktasındaki
mücadelede kökü bulunan örgütlenmeler-- geliştirerek, işçi sınıfının
kendisini sömürücü sınıfın boyunduruğundan kurtarabilmesini sağlayacak
kendinden eylemliliğini, kendine güvenini, birliğini ve özörgütlenmesini
geliştireceğidir. Hareketin kendinden yönetimi, hareketin devrimci amacı
olan üretimin işgücü tarafından yönetiminden önce gelir ve onu
canlandırır. Sanırım anarkosendikalizmin özlü anlatımı böyle bir şeydir.
1. Minimal [Asgari] Materyalizm
Marksizm ile anarkosendikalizm arasında bir ortaklık vardır, şimdi buna
bakmak istiyorum. Buna "minimal materyalizm" diyorum.
"Minimal materyalizm", toplumsal üretim içindeki insan grupları
arasındaki güç ilişkilerine dayanan sınıf yapısının toplumdaki en önemli
veya en temel yapılanma olduğu düşüncesidir. Bu sınıf yapısı, minimal
materyalizme göre, toplumsal üretim üzerindeki temel kontrol yapısıdır,
temel ekonomik yapıdır. Bu yapının, toplum hakkında geriye kalan
herşeyin açıklandığı veya anlaşıldığı bir arka plan olduğu varsayılır.
Bunun asli olmasına ilişkin iki argüman şunlardır:
(i) Üretim insan yaşamı için gereklidir.
Ancak bu argüman işe yaramaz. İnsan yaşamı için hayati olan başka şeyler
de vardır --örneğin, cinsel yeniden üretim ve tüketim.
(ii) İnsanlar uyumadıkları zamanın devasa boyuttaki bir kısmını çalışarak
geçirirler, ve yaşamdan beklentileri fazlasıyla toplumsal üretimle olan
ilişkilerine dayanmaktadır.
Sanırım bu daha iyi bir argüman.
"Yapı" ile ne demek istediğimi açıklamak için, bir benzetme kullanacağım.
Diyelim ki bir kibrit çıkardım ve onu ayakkabımın tabanına sürdüm ve
kibrit ateş aldı. Nihai sonuç kibritin yanmasıdır. İtici [uyarıcı] olay
ise benim kibriti sürtmemdir. Ancak bu itki olanı açıklamakta kendi
başına
yetersizdir. Kibritin ucu ıslak olsaydı ne olacaktı? Ya bu sahte plastik
bir kibrit olsaydı? Ya kibrit çöpü fazlasıyla elastik olsaydı ve ben onu
sürtemeseydim? Yani kibritin neden ateş aldığını açıklamak için, verili
kabul ettiğimiz bu daha istikrarlı etkenleri işin içine katmalıyız
--kibritin kimyasal bileşimi, kuruluğğu, kibrit çöpünün sertliği, vb.
Tamam, bunlar açıklamadaki "yapısal" etmenler dediğim şeylerdirler.
Bunlar, kibritin yanması nedensel sürecininin az ya da çok istikrarlı
olan arka planının birer parçasıdırlar. İşte, "minimal materyalizm"
düşüncesi, kapitalizmdeki sınıfsal bölünmenin bunun gibi bir arka plan
"yapı" olması demektir; olanların neden bu halleriyle
gerçekleştiklerinin tam ve doğru bir resmini elde etmek istiyorsanız
bakmanız gereken bir şeydir bu.
Buradaki düşünce, sınıf yapısının toplumda olan herşeyi şekillendiren bir
nedensel güç alanı gibi olduğu düşüncesidir.
2. Sınıf Mücadelesi Doktrini
Minimal materyalizmden kaynaklanan bir şey de sınıf mücadelesi
doktrinidir, yani toplumun zamanla nasıl değiştiği. Buradaki düşünce,
sınıf mücadelesinin insani toplumsal formasyonların [oluşumların]
evriminde merkezi etken olduğu fikridir.
Marks, en önemli düşüncelerinden birisinin emek ile emek-gücü arasındaki
ayrım olduğunu söylemişti. Kapitalizmde çalışma yetisi, proleterlerin
işverene sattıkları şeydir.
O, belli bir dönem boyunca kullanması için yetisini firmaya satar. Emek
gücüne işe gitmesini söyleyip, evde yatağında kalamaz; emek gücüyle
beraber kendisini de işe sürüklemek zorundadır. İşçinin çalışma
yetisinin tam olarak nasıl kullanacağı konusunda işverenle işçi arasında
kaçınılmaz bir kavga vardır. İleri kapitalizm, işçileri tam olarak
denetlemek için, uzun dönemli karları azami kılarak sahiplerinin
çıkarlarını korumak için, oldukça ayrıntılı bir patronlar ve profesyonel
danışmanlar hiyerarşisi
geliştimiştir.
Böylece, bu, süregiden sınıf mücadelesini, toplumsal ilişkilerde bizim
üstümüzde patronların sahip oldukları iktidara karşı yürütülen kavgayı
ortaya çıkarır.
Minimal materyalizm kendi başına, ekonomik determinizme veya tarihte
kaçınılmaz bir yönelim olduğu şeklindeki herhangi bir düşünceye karşı bir
bağlılığı içermez. Sadece sınıf mücadelesinin ve onun yarattığı
çatışmanın, toplumda neler olduğunun anlaşılması için oldukça merkezi
olduğunu söyler.
Tarihsel olarak anti-otoriter sol, kapitalizmin kaçınılmaz çöküşü fikrini
reddetmiştir, ve Marksist kriz kuramına karşı şüpheci olmuştur.
Anti-otoriter sol --hem konseyci Marksistler hem de anarşistler--,
kendilerini kurtarma sürecinde işçilerin kendi eylemliliklerinin, kişisel
gelişmelerinin, dayanışmalarının ve özörgütlenmelerinin olumlu rolüne
vurgu yapar.
3. Minimal Materyalizm Sınıf İndirgemici midir?
Adı üstünde minimal olan, minimal materyalizm son dönemlerde belli
eleştirlere, adıyla söylemek gerekirse "sınıf indirgemeci"lik
eleştirisine maruz kalmıştı. Şikayet şuna benzer bir şekildedir.
Materyalistler, sınıfın günümüz Amerikan toplumunun yegane temel yapısal
unsuru olduğunu
söyledikleri için, [bu] toplumsal cinsiyet ve ırk ve politik otoriterlik
çizgisindeki baskı ve çatışmaya hiç bir çözüm getiremez. Yani toplumsal
cinsiyet baskısına karşı, ırkçılığa karşı, politik otoriterliğe karşı
mücadeleyi sadece sınıf mücadelesine indirgeyemeyiz. Sivil haklar
hareketi, kadın hareketi, eşcinsel ve lezbiyen hareketlerinin,
insanların toplumdaki hatalı yanları nasıl algıladıkları konusuna
oldukça büyük bir etkisi olmasıyla birlikte, bu eleştiri son elli yıl
içinde özellikle dikkat çekici bir hale geldi.
Çeşitli renklerden insanlar için ırkçılık temel bir hatalı çizgidir;
feministler ise mücadeleyi muhtamelen toplumsal cinsiyet eşitsizliği
temelinde göreceklerdir.
Örneğin, bazı feministler, kadınların bir toplumsal cinsiyet olarak
ikincil konumunun harcına katkıda bulunan 19uncu yüzyıl ABD'sindeki
"aile ücreti" sisteminin, işçilerle kapitalistler arasında kadınların
emeğini kontrol etmek üzere yapılan --erkeklerinse kadınlar üstünde evde
denetim kazanmasını sağlayan-- bir anlaşma benzeri bir şey olduğunu öne
süreceklerdir. Böylece, bazı feministlere göre toplumsal cinsiyet en
temel yapıdır, ve erkek işçilerle erkek patronları arasındaki çatışma
sadece yönetici sınıfın içsel bir çatışmasıdır.
Şimdi, olası bir cevap ırkçılığın, ataerkilliğin ve otoriter
hiyerarşilerin [bunlardan her birinin], sınıf mücadelesinin kendisi de
dahil olmak üzere diğer şeyleri etkileyen kendilerine has birer dinamik
oluşturabileceğinin kabul edilmesi olacaktır. Örneğin, AFL-CIO
sendikasındaki otoriter hiyerarşi, sınıf mücadelesi açısından kendi
sorunlarını yaratmaktadır.
4. Dört-Kuvvet Kuramı
Bazı insanlar bunu kullanarak, günümüz Amerikan toplumunun altında yatan
yapının gerçekte dört farklı yapı yüzeyine sahip olduğu sonucuna
ulaşmaktadır --ataerkillik, ırkçılık, sınıf ve politik otoriterlik. Her
biri diğer herşey üstünde farklı etkiye sahip olduğundan dolayı, her
biri eş derecede önemlidir demektedirler. Bu benim "Dört Kuvvet Kuramı"
olarak adlandırdığım şeydir. Örneğin bu kuramın, Michael Albert ve Robin
Hahnel tarafından yazılan "Ortodoks Olmayan Marksizm" kitabında
işlendiğini göreceksiniz.
Sosyalist-feministler, 1970'li yıllarda toplumsal cinsiyetin en az sınıf
kadar asli olduğuna beni inandırdıkları için, ne "minimal materyalizm"i
savunmaya çalışacağım, ne de Dört Kuvvet Kuramı'nın günümüz Amerikan
toplumunu anlamanın en iyi yolu olup olmadığı sorusunu yanıtlamaya
çalışacağım. Bunu üstünde düşüneceğiz bir alıştırma olarak size
bırakıyorum.
Bir noktayı daha belirtmek istiyorum ancak. Öne sürdüğüm şey,
anarkosendikalizmin Minimal Materyalizmle, veya sosyalist-feministlerin
görüşleri ile uyumlu olduğu kadar, Dört Kuvvet Kuramı ile de uyumlu
olduğudur.
Bunun sebebi oldukça basit. Bu kuramların hepsi de sınıfın önemli [temel,
ing. basic] olduğunu kabul etmektedir. Bu nedenle, hepsi de örtük olarak
sınıf mücadelesinin kaçınılmazlığına ve önemine bağlıdırlar. Bunların
hepsi, işçi sınıfının kendisinde gelişen bir hareket sayesinde, sınıf
baskısının ortadan kaldırılabileceği ve işçilerin yarattıkları üretim
üstünde kontrol kuracağı fikriyle tutarlıdır.
5. Marksist Sınıf Kuramının Eleştirisi
Sınıf yapısı hakkında konuştum, ancak sınıf nedir peki?
Burada öne sürmek istediğim şey, Marksizmin yanlış bir sınıf kuramına
sahip olduğudur. Marksizm tarihsel olarak kapitalizmde yanlızca iki
büyük sınıf, emek ve sermaye olduğunu varsaymıştır. Marksizm, sınıfı
belirleyen anahtar niteliğindeki ilişkinin sahiplik [mülkiyet] olduğunu
varsayar. Üretim araçlarının sahibi olan yatırımcı sınıf bu nedenle
yönetici sınıftır. Geriye kalan herkes kiralanmış emek olarak iş aramak
zorundadır.
Bu kuramın sorunu bir sınıfı dışarda bırakmasıdır. İleri kapitalizmde
aslında iki değil, üç temel sınıf vardır.
Sahiplik, ileri kapitalizmde, toplumsal üretim üstündeki iktidarın belki
de en önemli temelidir, ama yegane temel değildir. Tekno-yönetsel [ing.
techno-managerial] sınıf diyeceğim bir başka sınıf daha vardır. Onların
rolü işçi sınıfının emeğini kontrol etmektir. Yönetim hiyerarşisini ve
profesyonel danışmanlar ile müşavirleri kapsayan bir sınıftır bu
--avukatlar, önemli mühendisler ve muhasebeciler, vb. gibi.
Buradaki önemli nokta, sınıfsal katmanlaşmayı [ing. stratification,
tabakalaşmayı] meydana getirenin toplumsal üretimdeki *iktidar*
ilişkileri olduğu, ve üretimde insanların diğerleri üstünde iktidar
sahibi olmasının farklı yolları olduğudur --üretken varlıkların
sahipliliği bu temellerden sadece birisidir.
Tarihsel olarak, tekno-yönetsel sınıf, üretimin doğasını kapitalizmin
yeniden biçimlendirmesiyle, işverenlerin işleri koordine etmekte
işçilerin yetenek ve entelektüel yetilerine olan bağımlılığının
azalmasıyla ve bunu giderek artan bir şekilde uzman entelektüel kadroya
devretmesiyle birlikte gelişmiştir. İşi parçalara bölmek ve işgücünün
yetilerine bağlı olmayı asgari kılmak için yapılan üretim sürecinin
yeniden planlanması, işçilerle olan güç dengesini değiştirmeyi ve bütün
süreci yönetim koordinasyonuna daha fazla bağlı kılmayı amaçlamıştı.
Tekno-yönetsel sınıfın üyeleri, hisse ortaklığı, küçük bir yatırım,
evlerinin veya diğer küçük mülklerin sahibi olma gibi şeyler sayesinde,
ellerinde bir miktar sermaye bulundurabilirler. Ancak bu onların geçimini
sağlayan ve yaşamlarının dayandığı şey değildir. Aksine sınıf
konumlarını, bilgi, yetenek ve bağlantılar üstündeki göreli tekellerine
borçludurlar. İşte onların şirket ve hükümet hiyerarşilerinde sahip
oldukları konumlarına erişmelerini sağlayan şey budur. Kiralanmış emek
olmaları işçi sınıfı ile ortaklıklarıdır.
Bu sınıf içinde güç ve ayrıcalık bağlamlarında farklılıklar olduğu
doğrudur, ancak bu tüm sınıflar için doğrudur --farklı kapitalistlerin
refah ve güçlerinde devasa farklılıklar vardır, ve farklı işçi grupları
arasında ücretlerde, çalışma koşullarında veya işteki özerklikte de
büyük
farklılıklar vardır.
Tekno-yönetsel sınıf hakkında dikkat edilmesi gereken başka bir şey de,
bu sınıfın yöneten sınıf olma kapasitesine sahip olmasıdır. Bu, aslında
Sovyetler Birliği'nin ve diğer sözde Komünist ülkelerin gerçek tarihsel
anlamıdır. Onlar gerçekte tekno-yönetsel sınıfı güçlendiren sistemlerdir.
Burada ilginç olan şey ise, bu sınıfın önemini görmekte veya farkına
varmaktaki başarısızlığın Marksizmdeki belli başlı bir kör nokta
olmasıdır. Bu, Marksistlerin, Marksizmin görüşlerinin programatik olarak
tekno-yönetsel sınıf hakimiyetine yol açtığını görmemelerine neden olan
şeylerden birisidir.
6. Parti vs. Sendikalizm
Marksizmin tekno-yönetsel yönlerinden birisi de particiliktir.
Particilikle şu düşünceyi anlatmaya çalışıyorum. Marksistler sıklıkla şu
ya da bu sendika veya nüfus kesiminin yürüttüğü mücadelenin kısmi
mücadeleler olduğunu öne sürerler. Belirli bir sendika veya grup,
ilgisini bütüncül ve
sınıfı-kapsayan bir programdan ziyade kısmi olan talep ve amaçlara
yoğunlaştaracaktır. Marksizmin ana öğretilerinden birisi, sınıfı-kapsayan
bir programın geliştirilmesidir; yani, bir bütün olarak işçi sınıfının
çıkarlarını temsil edebilecek ve iyileştirebilecek bir programın, işçi ya
da sosyalist bir siyasi partinin arkasında kuvvetlerin birleşmesiyle
geliştirileceğidir. Marksizm stratejik olarak particidir; yani değişime
ilişkin stratejisi, politik parti liderliğinin devletin kontrolünü ele
geçirmesidir.
Particiliğin geleneksel anti-otoriterlik eleştirisi, bunun ikameci
olduğudur; sınıfın yerine partiyi ikame etmektedir. Anarkosendikalist
veya konseyci alternatif ise, işçi konseyleri gibi kitle örgütlenmeleri
aracılığıyla bir bütün olarak sınıfın iktidarı ele geçirmesidir, yoksa
devlet aracılığıyla parti diktatörlüğü değildir.
Particilik liderliği yüceltir [ihya eder], ve en eğitimli, en konuşkan,
en iyi konuşmacılar, entelektüelleri ve hareketin politika çalışmalarını
kontrol eder. Bakunin, Marks'ın particiliğinin bilimsel bilgiyi
tekelleştiren entelektüellerin kuvvetlendirilmesi stratejisi olduğunu
vurgulamıştı.
Bununla beraber, anarşistler bu anlayışı asla gerçekten geliştirmediler.
Anarşistlerin, sınıfın, üretimdeki yukarıdan aşağı doğru olan hiyerarşiye
dayandığını sık sık söyledikleri gerçek olsa da; anarşistler, toplumsal
üretim içindeki hiyerarşideki konumu sayesinde ayrı bir ekonomik sınıf
olarak, tekno-yönetsel sınıf kuramını tam olarak asla geliştiremedi. Her
şeye rağmen, tekno-yönetsel sınıf kuramı anarşist görüşlerle uyumludur.
İşçi mücadelelerinin kısmi olduğu, taleplerinin veya hedeflerinin belirli
sektörlerle sınırlı olduğu doğrudur. Marksistlerin buna karşı çözüm
olarak hareketi bir parti içinde birleştirme argümanına nasıl cevap
vereceğiz? Sanırım birliğin ve sınıf-kapsamlı bir programın nasıl ortaya
çıkabileceğini tasarlayacak alternatif bir yol düşünebiliriz, daha
tabandan [ing. grassroot], yatay bir yol. Kendinden yönetimli
sendikaların [birbirlerine] karşılıklı destek sağlamak için yatay bir
şekilde biraraya geldiği; ve işçilerin tümünün hayatına, barınma ve
sağlık hizmetleri gibi bizi etkileyen sorunlara hitap eden; ve bu
sürecin birer parçası olarak topluluktaki diğer tabandan [yükselen]
kitlesel örgütlere --kiracı grupları, türlü çeşitteki topluluk
örgütlenmeleri gibi-- dahil oldukları bir program geliştirdikleri, bir
hareketin gelişmekte olduğunu düşünebiliriz. Bu fikri "insanların
ittifakı" [ing. people's alliance] olarak adlandırıyorum. Bazı insanlar
daha militan bir yatay dayanışma geliştirmenin bir yolu olarak,
"alternatif merkezi emek konseyleri" fikrinden bahsediyorlar. Bu,
sınıf-kapsamlı yatay bir programın nasıl ortaya çıkabileceğinin bir
başka örneğidir.
Yani, ben bu yatay, tabandan [yükselen] insanların ittifakını partici
stratejisinin karşısına koyuyorum. Yani, bunu, devletten ve politik
partilerden bağımsız olarak, sayıların gücünün ve dayanışmanın
geliştirilmesinin bir yolu olarak düşünebiliriz.
7. Kendiliğinden Örgütlenme Kuramının Eleştirisi
En son olarak, gerçekten kendinden yönetimli ve içinde yeni
hiyerarşilerin ortaya çıkışının tohumlarını barındırmayan bir hareket
geliştirmekte karşılaştığımız temel bir sorunu ele alacağım.
IWW'nin eski bir sloganı var, "Hepimiz Lideriz". İdeal olarak,
amaçladığımız üzere, bunun doğru olduğunu düşünüyorum. Ancak buradaki
soru, pratiğimizin bu ideale doğru yaklaştığından nasıl emin olabiliriz?
Mevcut toplum her türden eşitsizliklerle bölünmüştür; eğitim ve bilgiye
ve yeteneklerini geliştirme fırsatlarına erişimde eşitsizlik. Sınıf,
eğitim, toplumsal cinsiyet ve ırk hatlarındaki eşitsizlik, bu şekillerde
insanlar arasındaki farklılıklara yansıyor.
Bazı insanlar işlerin nasıl gittiği hakkında daha çok bilgiye, daha fazla
"kuramsal" anlayışa sahiptir; bazıları diğerlerine göre daha fazla resmi
eğitime sahiptir, bazıları diğerlerine göre kendilerine daha çok
güvenmektedirler, bazıları kamusal konuşmalarda ve düşünceleri
şekillendirmede yeteneklerini geliştirmek için fırsatlara sahiptir.
Diğerlerinin ise bu yeteneklerini geliştirecek yetileri gelişmemiştir,
ancak belki de bunları pratik sayesinde geliştirecek fırsata sahip
değildirler.
Bu bize kendini "tam bir kendinden" tarzda geliştiren herhangi bir
hareketin, daha büyük kapitalist toplumca şekillendirilen bu eşitlikleri
kendi içerisinde "kendiliğinden" tekrarlama eğilime sahip olacağını
söylüyor.
Bu, gerçek bir eşitlikçi hareketin tam bir kendindenlik içinde
yaratılamayacağı anlamına gelmektedir. Bilinçli bir şekilde yetenek
gelişimindeki farklılıkların ayırdında olmalıyız ve insanlardaki
gelişmemiş yetileri ortaya çıkarmak için, harekette olumlu bir rol
oynamak için bilinçli bir şekilde çalışmalıyız. Bu doğrultuda
yapılabilecek çeşitli şeyler vardır. İnsanların kendileri adına
düşünebilmelerini sağlamak üzere, bir kimsenin deneyimlerini
"kuramsallaştırması" ve eleştirel düşünme yetisini geliştirmesi için
onları konuşmaya, tartışmalara, çalışma gruplarına ve aktivist
okullarına katılmaya teşvik etmek gibi şeyler.
İnsanlardaki yetilerin bilinçli ve kolektif bir pratikle geliştirilmesi
yoluyla, insanların harekette aktif bir rol almasını sağlayabiliriz.
Tom Wetzel
Link: Class Struggle Online
Çeviri: Anarşist Bakış
Çevirenin Notu: Çevirenin metine yaptığı eklemeler,
açıklamalar vb, [...] ile gösterilmiştir.
--------------------------------------------------------------------------------Kaynak: "Anarcho-syndicalism" (Ekim 2002, Anarşist Konferans'daki
konuşması).
http://uk.geocities.com/anarsistbakis/makaleler/wetzel-anarkosendikalizm.html
*******
*******
****** A-Infos Haber Servisi ******
Anarşistlerle ilgili ve anarşistleri ilgilendiren haberler
******
TALİMATLAR: lists@ainfos.ca
YANITLAR: a-infos-d@ainfos.ca
YARDIM: a-infos-org@ainfos.ca
WWW: http://www.ainfos.ca/
BİLGİ: http://www.ainfos.ca/org
-A-infos'tan tek dilde ileti almak için lists@ainfos.ca'ya aşağıdaki mesajı gönderin:
unsubscribe a-infos
subscribe a-infos-X
X = en, ca, de, fr, it, pt, vb. (yani, dil kodudur)
A-Infos Information Center